Selahaddin Eyyubi Kudüs Fethi
Selâhaddin Eyyûbî’nin Kudüs’ü Fethi (1187)
Selâhaddin Eyyûbî, Hıttin’de Haçlı Kudüs Krallığı ordusuna karşı elde ettiği büyük zaferden sonra doğrudan Kudüs’e yönelmedi. Önce yol güzergâhındaki ve çevre şehirlerdeki kaleleri ele geçirdi. Bu şekilde fetihler zincirinin en değerli halkası olan Kudüs’e vardığı zaman arkasında onu rahatsız edecek hiçbir unsur bırakmamış oldu. Hıttin’den sonra sahil tarafına doğru hareket edildi, ilk durak olan Akka şehri şiddetli çarpışmalar sonucu ele geçirildi. Şehirle birlikte esir tutulan 4000 civarındaki Müslüman da hürriyetine kavuştu. Önemli bir ticaret merkezi olan ve işlek limana sahip Akka’dan yüklü miktarda ganimet elde edildi. Buradan alınan atlar ve silahlar sonraki harekâtlarda da kullanıldı.
Akka’da kazanılan zaferle Nablus, Nâsıra, Kisarya Saffuriye de fethedilmiş oldu. Aynı yılın (h. 538) cemâziyelevvel ayının 11’inde Tebnin Kalesi kuşatıldı. Mancınıkların da kullanıldığı ve şiddetli çatışmaların yaşandığı savaşın ardından kale teslim alındı.
Hemen akabinde ordu Seyda’ya gitti ve ciddi bir direnişle karşılaşılmadan bir gün sonra orası da teslim alındı.
Selâhaddin Eyyûbî daha sonra Seyda’ya yakın önemli bir şehir olan Beyrut’a geçti. Şehrin yakınlarındaki Halde kasabasında Emîr Cemâleddin Hâcci ile bir araya geldiler ve yedi günlük abluka sonunda kuşatmaya dayanamayan şehir teslim oldu. Beyrut’un güneyinden başlanıp Lübnan’ın batı tarafındaki en yüksek tepelere kadar ulaşan kuvvetler İcbel bölgesini de Haçlılardan kurtardı. Beka bölgesine kadar devam edip tüm hattı düşmandan temizlediler.
Şarkın ulu sultanının sonraki hedefi Askalân’dı. Yol üzerinde, en meşhuru Remle olan birçok şehir de Müslümanlar’ın eline geçti. Askalân şiddetli çatışmalardan sonra ele geçirildi. Gazze, Beytcibrin, Natrun ise savaşmadan teslim oldu. Bu şekilde Bilâdü’ş-Şam’ın sahil bölgeleri tamamen Eyyûbîler’in eline geçmiş oldu.
Askalân’da asayişi sağlayan ve gerekli düzenlemeleri yapan Selâhaddin Eyyûbî, Memlükler’den Alemüddin Kaysar’e şehrin idaresini teslim edip Kudüs’e doğru yola çıktı.
20 Eylül 1187’de Kudüs’e varan Selâhaddin Eyyûbî önce şehrin batısında karargâh kurdu. Surların durumu hakkında keşif yapıldı, kanat komutanlarının görev yerleri belirlendi. Yapılan tahkikattan sonra kuzeyin saldırı için daha uygun olduğuna kanaat getirilerek karargâh taşındı. Mancınıklar kurularak 27 Eylül’de hücum başladı. Başlangıçta içeriden de aynı şekilde karşılık veriliyordu. Ancak Müslümanlar’ın surlara yaptığı taarruza dayanamayacaklarını anlayan Haçlılar bir danışma meclisi kurup Selâhaddin Eyyûbî’ye elçi gönderdiler. Selâhaddin Eyyûbî onlara aman vermeyerek “91 yıl önce Haçlılar Kudüs’ü nasıl teslim aldılarsa şehri öyle teslim alacağım” diye sert bir mukabelede bulundu.
Tekrarlayan görüşmeler sonucu kırk gün içinde her erkeğin 10 dinar, her kadının 5 dinar, çocukların ikişer dinar ödemesi şartıyla istedikleri yere gidebilecekleri kararlaştırıldı. Gitmek isteyip de parası olmayanların fidyesini Selâhaddin Eyyûbî’nin bizzat kendisinin ödediği birçok tarafsız kaynakta belirtilmektedir.
2 Ekim 1187 Cuma günü Haçlılar Kudüs’ü teslim ettiler. Kalenin kulelerine Selâhaddin’in sancakları çekildi. Kimsenin kanı dökülmeden ve zarar görmeden şehir teslim alındı. 99 yıl önce yaşanan insanlık dışı zulümler, barbarlıklar yaşanmadan Kudüs Müslümanlar’ın eline geçti. Yaklaşık bir asır önceki Haçlı işgalinden sonra kendi tarihçilerinin kitaplarına göre bir günde 70.000 Müslüman katledilmiş, askerler atlarının dizlerine kadar ulaşan kanların içinden Beytü’l-Makdis’e girmişlerdi. Tarihî eserler tahrip edilmiş, dinî mekânlara el konup uygunsuz şekilde kullanılmıştı.
Selâhaddin Eyyûbî, Mescid-i Aksâ’da kapsamlı bir temizlik ve ihya hareketi başlattı. Kıble Mescidi’nde haçlar ve çeşitli motifler bulunuyordu, hepsini kaldırttı. Kubbetü’s-Sahra’nın birçok yerindeki haç süslemeleri ve motiflerini de temizlettirdi.
Bazı yerlere de Haçlı zulmünün unutulmaması için özellikle dokunmadı. Ömer Mescidi’nin mihrabının sağında ve solunda hayvan suretleri, Kıble Mescidi’nde bulunan müezzin mahfilinin üstündeki hayvan suretleri hâlâ işgal günlerini Müslümanlar’a hatırlatmak için muhafaza edilmektedir.
Selâhaddin Eyyûbî, cuma hutbesini okumak için Halep’in fethi sırasında Kudüs’ün fethini müjdeleyen Kadı Muhiddin bin Zekiyyüddin’i hatip tayin etti. 9 Ekim 1187 Cuma günü Mescid-i Aksâ’da Selâhaddin adına hutbe okundu ve cuma namazı kılındı. Nureddin Mahmûd bin Zengî tarafından Mescid-i Aksâ’ya konulmak için yaptırılan minberin Halep’ten getirilip yerine yerleştirilmesi ve mihrabın mermerle kaplanması talimatlarını verdi.
Nureddin Zengî’nin fetihten yirmi sene evvel hazırlamış olduğu minber yerine yerleştirildi. Şehrin yerli Hristiyanlar’ına cizye ve vergi ödemeleri şartıyla dokunulmadı. Böylece Hz. Ömer zamanında İslam toprağı olan Kudüs, Selâhaddin Eyyûbî sayesinde tekrar Müslümanlar’ın hâkimiyeti altına girdi. Uzun süredir Haçlı zindanlarında tutulan Müslüman esirler serbest bırakıldı. Hz. Ömer’in Kudüs’ü fethinden sonra vermiş olduğu emannameye Selâhaddin Eyyûbî de sadık kaldı.