Emeviler ve Mescid-i Aksa

Emevîler Döneminde Mescid-i Aksâ (661-750)

Halife Hz. Ömer (r.a) dönemindeki fethi takip eden ve sahabeler döne­mi olarak anılan 20 yılı aşkın zaman di­liminde Şam bölge­si ve Mısır tam anla­mıyla refaha kavuş­tu. Bilim, kültür, sa­nat, imar, medeni­yet ve bunun yanın­da ekonomide gözle görülür gelişmeler oldu. Bu gelişmeler­den bilâdü’ş-Şam’ın gözbebeği Kudüs de nasibini aldı.

Emevîler döneminde de gelişme devam etti. Emevî sultanları bu bölge­ye hep özel ilgi gösterdiler, 41-132/661-750 yılları arasındaki saltanatlarının en güzide eserlerini buralarda yaptılar.

Abdülmelik bin Mervân döneminde Mescid-i Aksâ külliyesi adeta sıfır­dan başlanarak tekrar inşa edildi. Önce Silsile Kubbesi örnek maket olarak yapıldı. Daha sonra bu planla Kubbetü’s-Sahra inşa edildi ancak Mescid-i Aksâ’daki inşaatlar tamamlanamadan halife vefat edince oğlu Velîd bin Ab­dülmelik döneminde devam etti. Kubbetü’s-Sahra’dan sonra Kıble Mescidi yapılıp hizmete girdi.

Süleymân bin Abdülmelik, kardeşi Velîd’den sonra halifeliği üstlenerek Ramla başta olmak üzere Filistin’in birçok şehrinde kültür-sanat ve imar atı­lımı başlattı. Kudüs ve Filistin’de yapılanlar İslam âlemi başta olmak üzere tüm dünyada birçok kesim tarafından takdir kazandı. Aynı dönemde yapı­lan Mescid-i Aksâ’nın güney cephesindeki saraylar, Emevî devletindeki bü­yümeye bağlı merkezîleşme ihtiyacının sonucuydu. Komşu sultanlar, emîr­ler başta olmak üzere ilimde, sanatta meşhur büyük şahsiyetlerin ziyaretleri de şehirde ayrı bir canlılık sağlıyordu. Gerek hac için gelen Hristiyanlar ge­rekse farklı bölgelerden yerleşmek maksadıyla gelen Müslümanlar nedeniy­le şehrin nüfusunda belirgin bir artış oldu. Yapılan eserlerin bir kısmı Emevî iktidarının son yıllarında meydana gelen büyük depremde ciddi hasar aldı.

Minia Mescid-i Aksa Müzesi